Hilye kelimesi Arapça kökenli olup "süs," "ziynet," "nitelik," ve "özellik" anlamlarına gelir. Terim olarak ise Hz. Muhammed'in fiziksel ve ahlaki özelliklerini tasvir eden yazılı metinlere verilen addır. Hilye-i Şerif, İslam kültüründe Hz. Peygamber'in yüzünün, vücut yapısının ve ahlaki vasıflarının bir araya getirildiği metinlerle önemli bir yer tutar.
Ömer Şevket Erzurûmi’nin bu beyiti; ehl-i târîk’in yani nazenin kimselerin en mühim düstûrlarından birini anlatır. Tüm mahlukata şefkat ve hürmet ile muamele edilmesi eşref-i mahlûkat’tan beklenen bir ahlaktır. Bir kimseyi incitmek onu üzmek bir yana, medeniyetimizin büyükleri bir şey istemeyi...
Osmanlı Türkleri câzip ve dikkate değer bir sanat dalının beşyüz yılı aşkın bir zaman öncesinden başlayarak alemdarlığını yapmışlardır. Aslı îtibâriyle Türk olmayan, ancak dinî bir vecd ve heyecanla benimsenip hârika örnekleri Türkler tarafından vücuda getirilen bu sanat hüsn-i hattır.
Edebiyatımızın yüce şairi Fuzûlî’nin pek meşhur olan bu beyiti, geleneğimizin aşıklık müessesine bakışına dair sözlük mahiyeti taşıyan beyitlerden biridir. Özneleri her dilde farklılaşsa da medeniyetimiz aşk, aşık ve maşuk kimliklerini bünyesinde hep yüksek bir konumda taşımış...